|
Tweet |
KTÜ-Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Dalmanın analizi
Çaykur Rizespor – Kocaelispor maçı sonrası yaşananlar, yeşil-siyahlı taraftarın centilmenliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Deplasman dönüşünde bir restoranda karşılaştığım Kocaelispor taraftarının örnek davranışlarına bizzat şahit oldum.
Çaykur Rizespor deplasmanından dönerken, Trabzon Havalimanı karşısında bulunan Üç Kale Restoran’da Kocaelispor taraftarıyla karşılaştım. Beraber sahur yaptık. Takımları sahadan 2-0 mağlup ayrılmasına rağmen her şartta takımlarının yanındaydılar. Morallerini hiç bozmadılar. Taraftar olmanın nasıl olması gerektiğini sözlerle değil, davranışlarıyla gösterdiler.
Ortamda en ufak bir taşkınlık yoktu. Ne hır gür vardı ne de saygısızlık. Saygı konusunda adeta 10 numaraydılar. Gece yarısı böylesine kalabalık bir grubu ağırlamanın zorluğunu anlayan restoran işletmecisi Selçuk Bey ve ekibi büyük bir fedakârlık örneği sergilerken, Kocaelispor “Hodri Meydan” taraftar grubu başkanı Enver Güler ve arkadaşları da bu fedakârlığa kayıtsız kalmadı. Serviste bizzat görev aldılar. Kimse “ben yapmam” demedi. Herkes elini taşın altına koydu. Başkan Güler’in kuymak servisi yapması ise gecenin en güzel detaylarından biriydi. Bu vesileyle Üç Kale Restoran ailesine de Karadeniz’in o eşsiz misafirperverliğini en güzel şekilde gösterdikleri için teşekkür ediyorum. Gösterdikleri fedakârlık olmasaydı, o gece böylesine sıcak ve samimi bir ortamın oluşması mümkün olmazdı.
Geceye damga vuran bir diğer güzel gelişme ise, sosyal medyada günlerdir konuşulan bir yanlış anlaşılmanın tatlıya bağlanması oldu. Geçmişte oynanan Kocaelispor – Trabzonspor maçının ardından yaşanan tartışma, bu buluşma vesilesiyle yeniden gündeme geldi. Restoran işletmecisi Selçuk Bey ile Kocaelispor “Hodri Meydan” Taraftar Grubu Başkanı Enver Güler arasında yapılan samimi sohbet sayesinde konu, karşılıklı anlayış içinde ele alındı, yanlış anlaşılmalar giderildi ve mesele dostane bir şekilde sonuçlandırıldı. Karşılıklı konuşunca, en sert tartışmaların bile iki dakikada tatlıya bağlandığını bir kez daha gördük.
Kocaelispor “Hodri Meydan” taraftarının ne kadar kaliteli bir topluluk olduğunu ben de birebir görmüş oldum. İlkeli duruşlarından asla taviz vermediler. Başta dernek başkanı Enver Güler olmak üzere Ulaş Özcan, Atilla Şişman, Selçuk Han Köse ve ekip arkadaşlarının, deplasmana gelen her Kocaelispor taraftarına hem abilik hem de kardeşlik yaptıklarına şahit oldum.
Deplasman yolculuklarının ne kadar zorlu olduğunu bilmeyen yoktur. Uzun otobüs ya da uçak yolculukları, uykusuz geceler, varılan şehirdeki yabancılık hissi ve tüm bunların üzerine eklenen mağlubiyet üzüntüsü… Tüm bunlar taraftar olmanın ne denli fedakârlık gerektirdiğini bir kez daha gösterir. Ancak Kocaelispor taraftarı, tüm bu zorluklara rağmen sergilediği vakur duruşla yalnızca takımını değil, tüm futbolseverleri gururlandırdı.
Onları ağırlayan esnaf rahat etti. Aynı ortamı paylaşan diğer misafirler sahurlarını huzur içinde yaptı. Ne bir gerginlik yaşandı ne de bir taşkınlık oldu. İşte bu yüzden “Keşke her deplasman taraftarı böyle olsa” diye düşünmeden edemedim. Keşke takımlarını desteklemeye giden taraftarlar her şehirde rahatça ağırlansa, kimse tedirgin olmasa.
Çünkü bir şehre misafir olmak, yalnızca kendi takımının peşinden gitmek değildir. Aynı zamanda o şehrin insanlarına saygı duymak, kültürüne, sokaklarına ve sofralarına hürmet etmektir. Misafirperverliğe aynı nezaketle karşılık vermek asaletin gereğidir. Kocaelispor taraftarı işte bu bilinci en güzel şekilde temsil etti ve futbola dair umutlarımızı tazeledi.
Gecenin o saatinde, mağlubiyetin üzüntüsüne rağmen dimdik ayakta duran; çevreye rahatsızlık vermeyen, aksine bulunduğu ortama nezaket katan bu insanları gördükçe insanın içi ferahlıyor. İşte gerçek taraftarlık budur: Yenilgiyle sınanmak ama onurlu duruştan vazgeçmemek.
Onlar sadece takımlarını desteklemiyor, aynı zamanda bir şehrin adını da en güzel şekilde temsil ediyorlar. Gerçekten dedikleri gibi Süper Lig’e geri geldiler. Ama bana sorarsanız, bu duruşlarıyla zaten hep Süper Lig’deydiler.
Umarım bu duruş, diğer taraftar gruplarına da örnek olur; deplasmanlar korkulan yolculuklar olmaktan çıkıp, yeniden özlenen futbol buluşmalarına dönüşür. Misafir taraftarların gönül rahatlığıyla takımlarını desteklediği, esnafın da memnuniyetle kapılarını açtığı günlerin çoğalması en büyük temennimdir.